AI her sunumda var ama çoğu şirkette hâlâ demo aşamasında. Gerçekten değer üreten yerler ile süs olan yerleri ayırmak gerekiyor.
Son iki yılda hemen her yazılım "AI destekli" oldu. Bu etiketlerin çoğu bir sohbet kutusundan ibaret. İşletme tarafında asıl soru şu: yapay zekâ hangi işi, ne kadar ucuza ve ne kadar güvenilir yapıyor?
Yapay zekânın gerçekten fark yarattığı işlerin ortak özelliği var: metin ve belge ağırlıklı, tekrar eden, kural yazması zor işler.
Kurduğum sistemlerde yapay zekâyı hep aynı yere koyuyorum: taslağı o üretir, onayı insan verir. Model teklif satırlarını önerir, kullanıcı bakar ve onaylar. Model faturadaki ürünü eşleştirir, kullanıcı düzeltirse sistem bunu öğrenir. Böylece hız kazanılır ama sorumluluk yerinde kalır.
Bir yapay zekâ cevabı, dayandığı kaynağı göstermiyorsa üretimde kullanılmamalıdır. Şirket verisi üzerinde çalışan asistanlarda her cevabın altına hangi belgeden geldiğini yazdırmak, güveni sağlayan en ucuz önlemdir.
En büyük hata, AI'ya en görünür işten başlamaktır. Doğrusu, ekibinizin en çok şikâyet ettiği tekrarlı işten başlamaktır. Küçük olsun, ama gerçek olsun — ölçülebilir bir zaman kazancı, on sayfalık bir AI stratejisinden daha ikna edicidir.
30 dakikalık keşif görüşmesi ücretsizdir.
Cevap markada değil, sorduğunuz sorularda. Yanlış ERP seçimi neredeyse her zaman yanlış soruların sonucudur.
Üretim yapan hemen her şirkette aynı şikâyet: "planladığımız ile olan farklı". Farkın kendisi normaldir; asıl problem farkın görünmemesidir.